Etiket arşivi: türk dil kurumu

Evrimleşen Düşünceler: Gemici’nin Cahilliği ve Mevlana

Mevlana Haftası münasebetiyle bir yazı kaleme almışım, doğal olarak Mevlana’yı tanımlamaya çalışmışım; ancak hemen Mesnevi’ye geçmişim. Ancak ortada büyük bir sorun vardı: Mesnevi’nin bir dizesini bile okumamıştım. Daha girişte bile böyle başlayan bir yazının sonu nasıl gelirdi acaba?

Mesnevi’nin insan üzerindeki etkilerini neye göre yorumlamışım belli değil, kaynak da yok. Üstelik sema töreninin turistik boyutuna doğrudan döviz desteği açısından bakmışım. Halbuki sema töreni bambaşka bir seviyeyi temsil eden tasavvufi bir ritüel.

Mevlana zaten büyük bir şahsiyet ancak eserlerini Türkçe yazmadığı için epey bir eleştirmişim. Halbuki neden Türkçe yazmadığına, buna göre İran Edebiyatı içinde daha fazla yer almasının sebepleri üzerine durmamışım, zira bilmiyorum.

Öte yandan “gel, ne olursan ol, yine gel” lafzının aslında hiç söylenmemiş, yazılmamış, Mevlana’ya ait olmadığını dile getirmişim ve bunu Prof. Dr. Ortaylı’ya atfederek yapmışım. Özellikle bunu araştırmışım demek ki.

Devamında ise yine aniden Karamanoğlu Mehmet Bey’in Türkçe ile ilgili sözüne değinmişim. O zamanlar garip bir Türkçe dili fetişizmi varmış bende. Sanıyorum her beş yazımda bir dönüp dolaşıp buna eğilmişim.

Yine Kaşgarlı Mahmut’tan olması gerektiği gibi ama yüzeysel bahsetmişim. Ancak buradaki söylem orijinal makalede bir üstteki paragraf ile çelişmiş. Burada dil kardeşliği ve kültür çeşitliliğinden dem vurmuşum.

Sonrasını yazmaya bile utanıyorum. Zira Osmanlı’da Türkçe’nin kullanımıyla ilgili tüm yazdıklarım yanlış. Yok normalde düzgün bir Türkçe kullanılıyormuş da, bu fermana geçerken (sanki resmi yazı bir tek fermana yazılıyor.) bozuluyormuş. Üstelik bu bozulmanın ana sebebi fermana metni geçirirken Farsça ve Arapça çok sayıda sözcük eklenmesiymiş.

Bir diğer paragrafta Türk Dil Kurumu’nun (TDK) dilimizdeki yabancı kökenli sözcükleri temizlediği üzerine verdiğim bilgiyle başlayan bir rezalet var. Halbuki TDK’nin kuruluş amacı daha farklı ve doğrudan bu isimle bile kurulmuyor. Erken Cumhuriyet Dönemi’nde dilde sadeleşme atılımı yapılmış hatta işin ayarı biraz kaçmış, sonra bir dengeye çekilmiş nispeten. Paragrafın devamında dilde yabancı kökenli sözcükler olduğu için kendi vatanımızda Fars, Arap olduğumuz yönünde bir hayli absürt bir çıkarımda bulunmuşum.

Yok yok, ben dil olgusunu hiç kavramamışım. Adeta kara leke, Gemici’nin skolastik devrini temsil etmiş yazı. Daha önce bu kadar temelsiz bir yazı yazdığımı hatırlamıyorum.

Yetmemiş bir de gelenek icabı İngilizce öğretimi ve kullanımını yerden yere vurmuşum. Haftada otuz ders saatinin yirmi dört saati İngilizce gören ben yazmışım bunu. Demek ki ara ara Prof. Dr. Sinanoğlu olagelmişim. Son olarak “bunca bu yozlaşmaya TDK ne yapabilir?” veryansınında bulunmuşum ve “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol.” diyerek bitirmişim.

Gemici ne yaptın sen yahu?