Etiket arşivi: komplo teorileri

Evrimleşen Düşünceler: Sesimi Duyan Var mı?

Liseden beri yazarım bir şeyler. Kitaplığımda eski yazılarımı, gazete makalelerimi incelerken aklıma geldi bu yazı dizisini başlatmak. Zira farklı duygularla, farklı bilgi seviyeleriyle yazdıklarım, artık günümüz düşünce dünyamdan bir hayli uzakta.

İstifçiliği de bırakalı epey oldu. Ancak bu eski yazılar yerini neye bıraktıysa onları da bir yerlerde iz olarak bırakmalıydım. Bu yüzden yazı dizisinin adı da Evrimleşen Düşünceler oldu.

Her yeni deneyim, her yeni bilgi ve her yeni düşünce eskiyi yapılandırıyordu bir yerde.

Sesimi duyan var mı?

Umutsuz bir haykırış olmuş yazıya başlığını veren. Türkiye’de yine beklenmeyen, belki de beklenen, kötü olaylar iyi olaylara karışmış. Yaşanan olaylar sonucu ülkede oluşan politik hava ile kalemimi pek de güzel ve rahat oynatmışım. Halbuki kötü olaylar genellikle çok boyutludur. Sürekli tek boyuttan bakmak ise ne sorunu çözer, ne de sorunun açtığı yeni sorunları.

Şu anda yazı hala yüzeysel. Zira derine inebilecek demokratik bir ortam bulunmuyor. O günün şartlarında kötü olaylara karşı rasyonel eleştirilerde bulunanların bugün haklı olduğu anlaşılıyor.

Yazımı bir hayli romantik milliyetçilik duygusuyla kaleme almışım. Aslında bu sıradan bir hakim unsurun sıradan bir dili. Türkiye’de eğitimden, politikaya, adaletten, insan hak ve özgürlüklerine ne kadar sorun varsa temelinde yatan en önemli şeylerden biri romantik milliyetçilik. O yıllar bu duygunun beni de sarması madyadan, eğitim programına, milliyetçi muhafazakar çevrenin bir ürünü olsa gerek. Halbuki politik gruplardan da izole bir hayat sürmeme rağmen…

Üstüne bir de komplo teorileri eklemişim. Neden? Gizem insanların aklını yormadan sebep üretmesini sağlayacak en basit şeydir. Eskiden beri böyle olagelmiştir. Günümüzde sık sık dile getirilen 2023 yılında Lozan Barış Antlaşması’nın süresinin biteceği söylentilerinin bir yönü de budur. Zira geri kalmışlığın, daha doğrusu bir noktadan daha ileriye bir türlü gidemeyişin altında aranacak şey gizemli bir gücün ya da gizemli bir gerçeğin varlığıdır. Kitle iletişiminin gelişmesi de bunu kolaylıkla yaymış olabilir.

Kendi yazıma dönecek olursam eleştirileri hep kolay tarafa yöneltmişim. Sayıların anlamsızlığını sorgulamamışım ki bunu sorgulayacak analiz alt yapısı o zamanlarda bende olmayabilir. Öyle ki savımı haklı çıkarmak için romantik milliyetçi ve devletçi reflekslerle bir diktatörü bile övmüşüm. Utanç verici!

Gelgelelim doğal afetlerde oluşan toplumsal yardımlaşma duygusunun varlığına işaret etmişim ama hala depremin bir kente nasıl bu kadar zarar verebildiği üzerine kafa yormadan yazıyı sonlandırmışım. Üstelik evlerin yıkılmasının yurtdışında uyandırdığı tepkilerden utanmışım sanırım. Bu da içinde olduğum toplumun bana yüklediği aşağılık kompleksinden ileri gelmiş.

O zamana göre şimdi politik olaylara daha şüpheci yaklaşıyorum. Devlet gözümde halen çok önemli ve vazgeçilmez bir örgüt olsa da gurur duyulacak, tapılacak, baba figürü yerine konacak ve aşırı yetkiyle donatılacak bir varlık değil. Sanıyorum romantik milliyetçiliği ve komplo teorilerini tümüyle çöplüğe attım. Bireylerin ortalama yaşamı boyunca, bunların son derece gereksiz ve zaman alıcı yükler olduğunu düşünüyorum.

Her şeyi bilen veya her şey hakkında bir fikri olan ilkokul mezunları ya da sadece okuryazarların en çok zevk aldığı şeylerin başında romantik milliyetçilik ve komplo teorileri geliyor. Bireylerin kıt zamanlarını doldurmak için artık bunlar son sırada bile olamaz. Zaman çok değerli ve niteliksiz şeylere zaman ayırmak çok büyük bir lüks. Bu da zamanı da parayı da harcamanın bir anlamda bir sanat olduğunu gösteriyor.

İlkelerin etrafında ne kadar insan toplanırsa zaten sesinizi duyan birileri olur.